|
Şeker Pancarının Ülke
Ekonomisindeki Yeri :
Ülkemizde Şeker Pancarı tarımı, şeker pancarı
üretimiyle geçimini temin eden yaklaşık 500 bin
çiftçinin, diğer bir ifadeyle 3 milyon insanın
yanısıra; tarım, hayvancılık yani yem, ilaç, et,
süt, nakliye ve hizmet sektörleriyle de iç içe
geçmiş durumdadır. Konu, tarım, tarımsal sanayi,
işlenmiş temel gıda ürünleri ve istihdam gibi
değişik dal ve konularda bir bütünlük teşkil
etmektedir.
Şeker pancarı üretimi; bitkisel ve hayvansal
üretimin gelişmesine, azami derecede endüstriyel
girdiler kullanılmasına, toprakların fiziki yapıları
ve ekolojik dengenin iyileşmesine katkı sağlamakta,
kendinden sonra ekilecek ürünlerin verimlerini azami
ölçüde arttırmaktadır. Alternatif tarım ürünleri
olan ayçiçeğine göre 5, Buğdaya göre 20 kat daha
fazla istihdam oluşturmakta, buğday ve ayçiçeğine
göre ise 2 kat daha makineli tarımın yapılmasına
olanak sağlamaktadır.
Şeker sanayiinin GSMH olarak Türkiye genelindeki
payı % 0.2, imalat sanayii içindeki payı ise % 0.8
düzeyindedir. Şeker alternatif ürünlere göre, dış
pazar değeri ve tarıma dayalı sanayiler arasında
verimlilik, kârlılık ve katma değer yönünden
karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir. Tarım ve
endüstri kesiminde yarattığı istihdam, alternatif
ürünlerle kıyaslanamayacak kadar yüksek olup
faaliyetine ayrıcalık ve etkin bir sosyal boyut
kazandırmaktadır. Şeker fabrikaları, gelişmekte olan
bölgelerimizde ve Doğu Anadolu da bölgesel
gelişmişlik farklarının azaltılması, kırsal kesimde
ise istihdama katkısı bakımından da önemi büyüktür.
Fabrikalarda yaklaşık 35 bin işçi çalışmakta, buda
tüm sanayi kesiminde çalışanların % 1.2 sine tekabül
etmektedir. Taşıma sektörüne ise yılda yaklaşık
25-30 milyon ton iş hacmi yaratmaktadır. Ülke
ekonomisine toplam ekonomik katkı payı ise yaklaşık
1.2 milyar dolardır.
Dünyada şeker üretiminin % 70’şini pancar şekeri %
30’unu kamış şekeri oluşturmaktadır. Kamış şekerinin
maliyeti pancar şekerine göre % 40-50 daha ucuzdur
ve dünyadaki şeker fiyatları kamış şekerine göre
belirlenmektedir. AB ülkelerinin tamamına yakınında
yani % 95 oranında pancar şekeri üretimi
yapılmaktadır. Bu Ülkeler % 40-50 daha ucuza kamış
şekeri temin edebilecekleri halde pancar şekeri
üretiminden vazgeçmemektedirler. Bununda nedeni
pancar ziraatının ve sanayisinin üreticilere
sağladığı katma değerdir. AB Ülkelerinden Almanya,
dahili tüketiminin % 30’u, Fransa ise % 52’sinden
fazla şeker üretmektedir. Bu rakam AB Ülkelerinde
ortalama % 20’dir. Ülkemizde ise bu durum % 28
seviyelerindedir. Görüldüğü üzere AB Ülkelerinde
üretim-tüketim oranları daima yüksek seviyelerde
gerçekleşmektedir.
Ülkemizde ise halen şeker fabrikalarında otuz beş
bin civarında işçi istihdam edilmekte ve yüz
binlerce çiftçi ailesi pancar tarımı ile
uğraşmaktadır. Ayrıca şeker pancarı ziraatı ilişkili
olduğu pek çok sektöre ve milli ekonomiye yüksek
miktarda katma değer sağlamaktadır. Şeker
fabrikalarının rasyonel çalışmaları sadece ekonomik
yönden değil sosyal yönden de geçimlerini pancar
tarımına bağlamış üreticiler için önem taşımaktadır.
Şeker Pancarı’nın İstekleri :
Ülkemizde ve Dünyada insan yaşamının her döneminde
bu kadar önemli bir temel besin maddesi olan şekeri
ve şeker pancarını daha bol, kaliteli ve ekonomik
üretmek, ve üretici gelirlerini arttırmak için; Anız
bozma ve sonbahar sürümünden, ilk baharda toprak
hazırlığı, gübreleme, ekim, bakım, mücadele, sulama,
hasat ve silolamaya kadar tüm işlemlerin nasıl ve ne
zaman yapılması gerektiğinin üretici tarafından çok
iyi bilinmesi gerekir.
- Pancar tohumu küçük ve çıkan filiz hassas
olduğundan çimlenme ve ilk gelişme döneminde
korunmalıdır. Toprağın sıkıştırması ( kaymak
tabakası ), don haşereler yabancı ot ilaçları, filiz
mantar’ i hastalıkları dikkatle takip edilmelidir.
- Toprak işlemesi derin olmalı, kök derinliğine su
tabakası birikmemelidir.
- İlk gelişmede yeterli sıcaklığın mevcut olması
gereklidir.
- Olgunlaşma döneminde pancar yüksek ısıdan olumsuz
etkilenir ( özellikle gece sıcaklıkları )
1) İklim ve Hava Faktörleri :Kök verimi ve
pancardaki şeker varlığı bakımından iklim faktörleri
çok önemlidir. Ülkemizde değişik iklim bölgelerinde
yapılan üretimler değişik özellikler gösterir.
- Denize yakın bölgelerde pancar verimi yüksek, buna
karşın şeker varlığı düşüktür.
- Doğu Anadolu da sert kara iklimi hüküm süren
bölgelerde kök verimi düşük şeker varlığı yüksektir.
- Geçit Bölgelerinde kök verimi ve şeker varlığı
normaldir.
- İç Anadolu gibi iklimin çok sert olmadığı
bölgelerde hem kök verimi hem de şeker varlığının
yüksek olduğu en iyi pancar bölgeleridir.
2) Işık ve Sıcaklık : Pancar bir uzun gün
bitkisidir. Kök ve şeker meydana gelmesinde güneş
ışığı çok önemlidir. İlk çıkışta ısı ışıktan daha
önemli gözükse de ısı arttıkça ışık ihtiyacı da
artmaktadır. Gelişme ve şeker yapımı için ideal hava
sıcaklığı 23 – 25 ° C dir. Hasattan birkaç hafta
önce şeker teşekkülü için sıcaklık çok önemlidir.
3) Su : Tohum yatağının yeterli rutubete sahip
olması gerekir. Nisan – Mayıs aylarında hafif
kuraklık köklerin daha derinlere inmesine ve böylece
bitkinin su ve besin maddesi yönünden daha iyi
beslenmesini sağlar. Yaprakların gelişimi ile
pancarın su ihtiyacı artar. Gelişme dönemlerinde su
ihtiyacı fazladır ve yağmuru az olan bölgelerde
mutlaka sulama yapılmalıdır.
4) Toprak : Pancar tarımı yapılacak toprakların su
ve besin maddelerini tutma kapasitelerinin çok iyi
olması, kaymak bağlamaması, iyi bir toprak
derinliğine sahip olmaları gereklidir. Pancar tarımı
için en ideal toprak, organik maddece zengin, derin,
kolay ısınan tınlı ve tınlı kireçli topraklardır.
) Tarla Hazırlığı :
Şeker pancarı tarımında ülkemiz için tavsiye edilen
ön bitki hububattır. Toprak hazırlığında ilk işlem
ön bitki hasadı sonrası bitki artıklarının toprağa
gömülerek organik maddece zenginleşmesini sağlayan
(anız bozma) işidir. Anız bozma ve ilk sürümün
mutlaka sonbaharda yapılması gerekir. İlk sürümün
sağlıklı yapılabilmesi için hububat hasadından hemen
sonra gölge tavı “ toprak rutubeti “ kalkmadan
toprağın sürülmesi ve anızın karıştırılması gerekir.
Bu konuda en pratik ölçü pulluğun devirdiği toprağın
kalıp şeklinde değil, devrildiği anda dağıla bilen
yapıda olmasıdır.
Anızın asla yakılmaması gerekir. Anızın kolay
parçalanması için toprağa sürümle birlikte bir
miktarda üre gübresi karıştırılır ve gerekirse
toprak ıslatılır. Böylece anızın çürümesi
hızlanacaktır. Tarlanın kesik ve engebeli durumda
kalmaması için derin sürümden önce mutlaka çizel
kullanılmalı, derin sürümden sonra ise tırmık veya
sürgü çekilmelidir. Pulluk tabanı varsa buna karşı 2
ila 3 yılda bir ilk sürümden önce bir dip kazan
pulluğu çekilmelidir. Anız bozma işleminden sonra
güz sürümüne geçmeden önce tarla kendi haline terk
edilir. Kıştan önce yapılacak güz sürümüne kadar (
son sürüm ) tarlanın otlanması halinde yüzlek olarak
tırmık çekilmelidir. Böylece toprağın su tutması
sağlanmış ve yabancı otlarda öldürülmüş olacaktır.
Kıştan önce yapılacak bu son sürümle birlikte toprak
analiz sonuçlarına göre tavsiye edilen son bahar
gübrelemesi de aynı zamanda yapılır.
2) Gübreleme :
Gübreleme yapılmadan önce toprakta mevcut ve bitki
tarafından alınabilir bitki besin maddelerinin ne
düzeyde olduğunun bilinmesi gerekir. Bunun için
mutlaka usule uygun olarak alınan toprak numune
analizlerinin yaptırılması ve dekara tavsiye
edilecek gübre miktar ve cinslerinin belirlenmesi
gereklidir.
Şeker pancarının yetişmesinde üç ana besin maddesi
Azot, Fosfor ve Potastır. Gübrelemede dikkat
edilmesi gereken en önemli husus, bitkinin ihtiyacı
kadar gübreyi, usulüne uygun olarak, zamanında
toprağa verebilmektir. Eksik veya fazla gübre
kullanımı verim ve kalitenin düşmesine neden
olacaktır.
a) Azotlu Gübreler : Pancar tarımında kullanılan
başlıca azotlu gübreler (Amonyum Sülfat, Amonyum
Nitrat, Kireçli Amonyum Nitrat ve Üre) dir. Dikkat
edilmesi gereken en önemli husus, ihtiyaçtan fazla
azotlu gübre kullanılması hususudur. Azotlu gübrenin
gerektiğinden fazla kullanılması halinde fabrikasyon
aşamasında verim düşmekte ve çevre kirliliği
yaratmakta, gereksiz ve fazla miktarda kullanılması
halinde kök verimini az bir miktarda yükseltmekle
birlikte, aşırı yaprak gelişimini teşvik ettiği gibi
pancardaki şeker oranını da önemli ölçüde
düşürmektedir. Bu nedenlerden dolayı azotlu gübre
uygulamasına hasattan en az 2,5 ay önce son
verilmelidir. Azotlu gübrelerin kurak bölgelerde
2/3’ü ekimden önce ilkbaharda tarla hazırlığından
esnasında, geriye kalan 1/3’ünün ise birinci çapadan
önce kullanılması ideal bir uygulama olmaktadır.
Şeker pancarı için dekara 10-15 Kg saf azot
verilecek şekilde gübre kullanılması gerekmektedir.
b) Fosforlu Gübreler : Pancar tarımında kullanılan
başlıca fosforlu gübreler (Triple Süper Fosfat ve
Süper Fosfat) tır. Bitkiler için mutlaka gerekli
olan bir bitki besin maddesidir. Toprakta yetersiz
olduğu durumlarda bitkiler normal gelişmelerini
tamamlayamadıkları için verim düşüklüğü meydana
gelmektedir.
Fosforlu gübrelerin 2/3’ü sonbaharda son sürüm ile
pulluk derinliğinde toprağa karıştırılmalı, 1/3’ü
ise ilk bahar tarla hazırlığında azotlu gübre ile
birlikte tırmık altına verilmelidir. Pancar için
dekara 10 – 11 Kg saf fosfor gelecek şekilde
fosforlu gübre kullanılması yeterli olacaktır.
c) Potaslı Gübreler : Pancar tarımında kullanılan
başlıca potaslı gübreler (Potasyum Sülfat, Potasyum
Nitrat ve Potasyum Klorür) dür. Genel olarak
sonbaharda fosforlu gübreler ile birlikte, son
sürümden önce, pulluk derinliğinde toprağa
karıştırılmalıdır.
d) Kompoze Gübreler : Çeşitli besin maddelerinin bir
defada atılarak işçiliği azaltmak için kullanılan,
Azot, Fosfor ve Potasyum sıralamasıyla % olarak
(15.15.15) gibi ifade edilirler. Toprak analiz
sonuçlarına göre belirlenecek oranlarda çiftçilerin
kullanımı gereklidir.
e) Ahır Gübreleri : Ahır gübresinin yerini hiçbir
ticari gübre tutmaz. Ahır gübresi, yeşil gübre,
kompost ve anız artıkları kullanılarak toprak
yapısını iyileştirici ve toprakların organik maddece
zenginleşmesi sağladığı için tavsiye edilmektedir.
Başta Azot, Fosfor, Potasyum gibi makro besin
maddeleri olmak üzere önemli miktarda mikro besin
maddeleri de ihtiva eder. Organik madde ile
toprakların, sağlam bir yapı kazanması sağlanır,
kaymak bağlamaları önlenir, su tutma kapasiteleri
artar, tava gelmeleri kolaylaşır ve erozyon önlenmiş
olur.
3) İlk Baharda Toprak Hazırlığı :
İlk baharda toprak hazırlığı, şeker pancarı
tarımının en hassas işidir. Ekim öncesi yapılan
toprak hazırlığının zamanı, bu işte kullanılan
ekipmanın kullanılış biçimi, tohum yatağının
derinliği, tohumun üstünde kalacak toprağın
kalınlığı ve yapısı vb. üretilecek şeker pancarının
verimini ve kalitesini, dolayısıyla üretim
ekonomisini önemli ölçüde etkiler.
İlk baharda tarla tava gelir gelmez vakit
kaybetmeden tohum yatağı hazırlığına başlanmalıdır.
Normal bir ( İntaş ) çıkışın sağlana bilmesi için;
- Tohum yatağının taş, kesek ve bitki artıklarından
mutlaka temizlenmiş olması gerekir.
- Ağır tavda kesinlikle tohum yatağı hazırlığı,
gübre ve ( herbisit ) yabancı otlara karşı zirai
mücadele ilacı uygulaması yapılmamalıdır.
- İlkbaharda tohum yatağı hazırlığı esnasında azotlu
gübrenin 2/3 ‘ü atılmalı ayrıca yağışlarla birlikte
çıkması muhtemel yabancı otlar için eğer
kullanılacaksa seçilen yabancı ot ilacı atıldıkta
sonra tırmık veya kombi kürümler çekilerek tarla
ekime hazır hale getirilmelidir. İhtiyaç duyulan
yerlerde merdane çekilmesi de faydalı olmaktadır.
- İlk bahar tarla hazırlığında toprağın fazla
çiğnenmesini önlemek için ekim öncesi işlem sayısı
mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır.
İdeal tohum yatağı hazırlığı, toprak ve iklim
şartlarına göre değişmekle birlikte bunlardan en
önemlisi, ilk baharda 2,5 – 3 cm kalınlığında,
homojen, ince, havalanması kolay, fırda yapıda
gevşek bir tabaka ile bunun altında, ilkbaharda
işlenmiş, bitkinin almasına elverişli yaklaşık % 10
su taşıyan nemli bir tabakanın varlığıdır. Bu
işlenmiş tabakanın üst yüzeyi arzulanan tohum
yatağıdır. Tüm bu hazırlıklar yapıldıktan sonra
toprak ekime hazırlanmış olur.
) Çeşit Secimi :
Şeker pancarı üretiminde verim ve kaliteyi etkileyen
en önemli faktörlerden biride çeşit secimidir. Çeşit
seçilirken aşağıdaki özeliklere dikkat etmek
gerekir. Seçilen çeşit ;
- Ekilen yörenin iklim ve toprak yapısına uygun
olmalıdır,
- Hastalıklara ve tohuma kalkmaya dayanıklı
olmalıdır,
- Kök ve yaprak verimi yüksek olmalıdır,
- Çimlenme gücü ve tarla çıkışı iyi olmalıdır,
- Standartlara göre hazırlanmış ve gerekli ilaçlarla
ilaçlanmış olmalıdır,
- Sağlıklı, güvenilir ve ucuz olmalıdır,
5) Ekim :
Şeker pancarının verim ve kalitesi ile çiftçi
gelirini etkileyen önemli bir faktörde ekim
tekniğidir. Don tehlikesinin büyük çapta atlatıldıgı
bir dönemde yapılan erken ekim, pancarın gelişme
süresini uzattığı ve verimi arttırdığı için her
zaman tercih edilmelidir.
Ekimin kusursuz olması açısından ekimde kullanılacak
mibzerlerin secimi ve gerekli ayar ve bakımlarının
yapılması gerekir. Ekimde sıra araları ile sıralar
üzerindeki pancarlar arasındaki mesafe, kök ve şeker
verimini önemli ölçüde etkilemektedir.
- Ülkemizde şeker pancarı 45 cm sıra arası mesafeye
ekilmekte ve genel olarak 20 – 25 cm mesafede
teklenmektedir. 1 dekarda 8000 – 9000 adet bitki
denemelerde en iyi sonucu vermektedir.
- Ekim hızı ekim kalitesini etkileyen önemli
faktörlerdendir. Hassas mibzerlerle yapılan ekimde
mibzeri çeken traktörün hızı 4 km/saati
geçmemelidir. Aşırı hız tohumların gayri muntazam
dökülmesine, derinlik ayarlarının bozulmasına,
tohumların toprak yüzeyinde kalmasına neden
olmaktadır.
- Ekim derinliği de verim ve kalite açısından önemli
bir husustur. Pancar tohumu 2 ila 5 cm derinliğe
ekilmeli ekim esnasında sürekli kontrol edilmeli,
toprağın tavı iyileştikçe daha yüzlek, tav aşağı
indikçe daha derin yapılmalıdır.
- Ülkemizde genel olarak hassas mibzerle 5-8 ve 15
cm sıra üzeri aralıklara ekim yapılmaktadır.
Pancar ekiminin düzgün olarak yapılması çapa ve
hasat makinelerinin kullanımında büyük kolaylıklar
sağlamaktadır. Normal ekimden sonra doğal faktörler,
tohum çeşidi, haşere ve hastalıklardan doğan
tahribatlardan dolayı pancar sayısında % 40 dan
fazla azalma olduğu takdirde tarla ikinci defa
ekilmelidir.
6) Bakım :
Pancarın ekiminden hasadına kadar gelişmesini,
yabancı otlardan, hastalık ve haşerelerden
korunmasını sağlayan mücadele ve sulama dışında
kalan tüm işlemlere bakım denir.
Bakım işlemlerini söyle sıralamak gerekir ;
a) Seyreltme / tekleme,
b) Çapalama,
c) Yabancı otlarla mücadele,
d) Hastalık ve Haşerelerle mücadele.
a) Seyreltme ve Tekleme : Bir pancar tarlasında
birim alandaki bitki sayısı, bu bitkilerin yüzeye
iyi bir şekilde dağılış olması, verim ve kaliteye
etki eden önemli bir faktördür. Pancarların 4-5
yapraklı döneme ulaştıklarında seyreltme tekleme
işlemi yapılır. Sıra üzeri aralıkların 20-25 cm
olması yeterlidir. Tekleme yapılırken pancarların
zedelenmemesine dikkat etmek gerekir.
b) Çapalama : Yabancı ot mücadelesi ilaçla
yapılıyorsa pancarın sadece toprağının
havalandırılması için çapalama yapılır. Çapalama
buharlaşmanın önlenmesi, toprağın daha çabuk
ısınmasını, yağmur sularının düzenli bir dağılımla
toprağa işlemesini sağlar. Ülkemiz şartlarında 1
veya 2 çapa yeterlidir. Elle veya makine ile
yapılmaktadır. Çapalamada pancarların yan köklerinin
zedelenmemesine, fazla kesek çıkartılmamasına ve
pancarların çiğnenmemesine dikkat edilmelidir.
c) Yabancı Otlarla Mücadele : Şeker pancarının
topraktan kullandığı besin maddelerinin en büyük
rakibi yabancı otlardır. Bu nedenle pancarın
çimlenmesinden hasadına kadar olan dönemde yabancı
otlarla mücadele etmek gerekir. Yabancı otlar
pancarın besinine, suyuna, havasına ve güneşine
ortak olur.
Yabancı ot mücadelesi çapalama ile ve ilaçlama ile
yapılır. İlaçlı ot mücadelesi ekim ve öncesi ve ekim
sonrası olmak üzere iki dönemi kapsar ve bu amaçla
kullanılan ilaçlara Herbisit adı verilir.
Çiftçilerimizin ağır maiyetlerden korunması için
ekim sonrasından daha etkili olan, ekim öncesi ot
mücadelesi tercih edilmeli ve yapılmalıdır.
Herbisitlerle yabancı ot mücadelesinde başarılı
oluna bilmesi için;
- Tarla hazırlığının çok iyi yapılmış olması ve
tavının uygun olması,
- İlacın atılma zamanı ( çok sıcak ve rüzgarlı
havada ilaçlama yapılmaz ) ve uygun dozda
kullanılması,
- Tarladaki yabancı otların çok iyi bilinmesi ve
ilacın buna göre seçilmesi,
- Kullanılacak pülverizatörün temizliği, meme
ayarları,
d) Hastalık ve Haşerelerle Mücadele : Ekim sonrası
görülen Verim ve kalite ancak sağlıklı bitkilerden
elde edilir. Bu nedenle gözümüzün devamlı tarlamızda
olması hastalık ve haşere zararlarını takip ederek
gerekli mücadelenin yapılması gerekir. Bu nedenle de
pancarın zararlılarının ve hastalıklarının çok iyi
tanınması gereklidir.
Hastalıkları genel olarak ; ( Cercospora, Ramularia,
Phoma ) Yaprak Leke Hastalıkları, Külleme, Sarılı
virüsleri, ( Curly Top ) Pancar Kıvırcık Baş Virüsü,
Pancar Pası, ( Rhizomania ) Pancar Kök Hastalığı
’dır. Bunlarla en iyi mücadele şekli, dayanıklı
çeşitlerin ekilmesi, Fungusit kullanımı, en az üç
yıllık ekim nöbeti ve dengeli gübreleme şeklinde
sıralayabiliriz.
Zararlıları ise genel olarak ; Tel Kurdu ( Agriotes
), Pancar Piresi ( Chaetocnema ), Danaburnu (
Gryllotalpa ), Toprak Kurdu ( Agrotis ), Yaprak
Kurtları ( Caradrina ), Pancar Sineği ( Pegomyia )
dır. En iyi mücadele şekli ise ilaçlamak suretiyle
kimyasal mücadele, tohum ilaçlaması ve toprağın çapa
ile havalandırılmasıdır.
Toplu mücadeleyi gerektiren durumlarda ise
belirtiler görüldüğünde ise vakit geçirilmeden bağlı
bulundukları Pancar Bölge Şefliklerine zamanında
haber verilmeli ve en az 3-4 defa ilaçlı mücadele
yapılarak hastalık önenmelidir.
7) Sulama :
Şeker pancarı su ihtiyacı fazla olan bir bitkidir.
Ekimden hasat dönemine kadar belirli aralıklarda ve
miktarlarda suya ihtiyaç duyan bir bitkidir. Sulama
dönemleri ;
a) Çıkış ( İntaş ) Sulaması : Ekimde sonra yağış
alınmaması ve toprağın tavını kaybetmesi halinde
yapılır.
b) Gelişme dönemi Sulama : Haziran sonu ile Eylül
ortalarına kadar yapılmalıdır.
c) Hasat öncesi Sulama : Toprağın tavlı duruma
getirilerek, hasadı kolaylaştırmak ve kök
kırılmalarını önlemek amacıyla yapılan sulamalar
olmak üzere üçe ayrılır. Sulama sayısı bitkideki
gelişme gözlenerek 4-6 defa yapılmalıdır.
Tarlaya suyun verilmesi( sulama metotları )
ülkemizde üç ana grupta toplanmaktadır :
1) Salma Sulama
a) Satıh Sulaması
b) Karık Usulü Sulama
2) Yağmurlama Sulama
3) Damla Sulama
Salma sulamada, sulama masrafları düşüktür. Ancak
çok fazla su gerektirir ve yağmurlama sulamaya göre
etkisi azdır. Salma sulama ile sulanan tarlaların
çoraklaşmasının önlenmesi için drenajlarının çok iyi
yapılmış olması gerekir. Hangi sulama metodu olursa
olsun, şeker pancarı sulamasında aşırı veya yetersiz
sulamadan kaçınılması en önemli husustur. Aşırı
sulama, kaynak ısrafının yanında kök çürüklüğü ve
bazı hastalıklara neden olmakta, yetersiz sulama
ise, bitki gelişiminde ve verim kayıplarının
artmasına neden olmaktadır.
8) Hasat :
Pancar köklerinin sökülmesi, temizlenmesi ve
pancarın yapraklarının kesilmesi işlemine HASAT
denir. Ülkemizde pancar ekiminin başlamasından
günümüze gelinceye kadar aşamalar kaydeden pancar
hasat işlemleri, günümüzde modern tarım teknikleri
ve makineleri ile yapılmaktadır.
Ülkemizde normal iklim şartlarında pancarın
olgunlaşması Eylül sonu ile Ekim ayı ortalarına
kadar devam etmektedir. Hasat işlemleri büyük
çoğunlukla el değmeden yapılmaktadır. Ülkemizde ise
elle hasad daha yaygındır. Pancar hasadı sökme beli,
bir iki veya üç sıraya yalnızca söken sökme
düzenleri, baş kesimini yapıp yalnızca söken
makineler, baş kesimi, söken, depolayıp yükleme
yapabilen makinelerle yapılmaktadır. Makineli
hasadın elle yapılan hasada göre olumlu ve olumsuz
yönleri vardır. Kısa sürede az masrafla geniş
alanların hasadı, makineli hasadın olumlu
yönleridir. Makine temin masraflarının yüksek
olması, hasat esnasında daha çok pancarın kırılması,
zedelenmesi e dolayısı ile kayıpların artması da
olumsuz yönleridir.
Hasat toprağın tavı, pancarın sıklığı ve dağılımı,
hasat makinesinin tipi ve kullanıcının becerisi ve
tarlanın tesviyesi ile yabancı otların bulunmaması
makineli hasadı kolaylaştıran etmenlerdir.
9) Silolama ve Fabrikaya Teslim :
Hasadının yapılmış olmasına rağmen bir program
dahilinde sökülen pancarların aynı anda işlenmesi
mümkün olmadığından ve bir süre beklemesi
gerektiğinden fazla pancarların fiziksel
özelliklerini kaybetmeden yığınlar halinde korunması
gerekmektedir. Siloya alına pancarların bozulmadan
uzun süre korunmalarında en önemli görev
çiftçilerimize düşmektedir. Silo ve nakliye
kayıplarını önlemek, pancardaki kırılma ve
ezilmeleri azaltmak için çiftçiler tarafından hasat
edilen pancarların direk fabrika merkezlerine
getirilmeleri arzu edilen bir durumdur. Tarladan
direkt fabrika merkezlerine getirilen pancarların
nakliye bedelleri Şeker Şirketi tarafında ödenmekte,
bunun dışında her yıl değişen şartlara ve koşullara
göre nakliye prim ve tazminatları ödenerek fabrika
merkezlerine daha fazla pancar getirilmesi teşvik
edilmektedir.
İşletme ve Şeker Üretimi :
Ülkemizde 25’i Devlet 2 si Bağlı Ortaklık ve 3’üde
Özel Olmak üzere ki Bunlar Pancar kooperatifleri ve
ortaklarına ait olan ( Amasya, Kayseri ve Konya )
toplam 30 adet Şeker Fabrikası mevcuttur. Bu
fabrikalarda 2000- 2001 kampanya döneminde 3.587.592
dekar alanda pancar ekimi yapılış, 16.750.000 ton
pancar tesellüm edilmiş, 14.350.000 ton pancar
işlenerek 1.975.000 ton şeker üretilmiştir. Şeker
Pancarından şeker üretiminin fabrikasyon aşamalarını
ise kısaca şu şekilde özetleye biliriz.
1- Meydan İşleri :
Ağustos ayı sonlarında hasadına başlanıp işlenmek
üzere peyderpey fabrikalara getirilen pancarlar
tartılarak ön bir temizleme işleminden geçirilerek
toprak ve çamurlarından büyük ölçüde ayrıldıktan
sonra silolara alınır. Pancarın silolardan fabrikaya
ulaşması kanallar vasıtasıyla yapılır. Pancarlar
kanallardan basınçlı suyla sevk edilirken
toprağından tamamen temizlenmesi yıkama
tesislerinden geçirilirler.
2- Pancarın Yıkanması :
Kanallardan basınçlı suyla fabrikaya sevk edilerek
toprağından ve kumunda tamamen arınması için yıkama
tesisinden geçirilir. Toprağıyla birlikte tüm taş ve
kumundan da ayrılan pancarlar, bir sevk bandıyla
fabrikaya alınarak pancar (bunkerlerine) doldurulur.
3- Pancarların Kesilmesi :
Pancar Bunkerlerine alınan pancarlar kesme
makinelerinde 4 – 8 mm. Kalınlığında ve 10 cm
uzunluğunda kıyımlara dönüştürülür. Buradan da
altında bir tartım kantarı bulunan banttan geçirilip
haşlama teknesine alınır.
4- Şerbet Üretimi :
Kıyım işleminden sonra ilk olarak dönüş şerbetiyle
muamele gören şekerli kıyım, diffüzyona sevk edilir.
( Kıyımlardan şerbet üreten sistemlere diffüzör
denir. ) Diffüzörlerde sıcak su ile belirli bir süre
işlem gören kıyımdan, şeker ve bir miktarda yabancı
madde suya geçer. Sonuçta şekerce zenginleşmiş
kıyımlar ham şerbet olarak işletmeye alınır. Şekeri
azalmış kıyımlar ise diffüzörlerden sulu pancar
posası olarak çıkartılır.
Şekerden ayrılmış olan kıyım sulu pancar posası,
(Küspe) preslerden geçirildikten sonra hayvan yemi
olarak değerlendirilir. Kıyımlarda şekeri alınması
70° C sıcaklıkta ve 1 saatlik bir zamanda
gerçekleşir. Koyu renkli şekerli su ( ham şerbet )
ise haşlama teknesinden çekiş yapılarak işlem görmek
üzere arıtım tesislerine gönderilir.
5- Şerbetin Arıtımı :
Arıtım tesislerine gelen ham şerbet içinde şeker
dışında bazı yabancı maddelerde bulunmaktadır. Son
aşamada üretilecek olan Beyaz şekerin kalitesi ve
verimin arttırılması amacıyla ham şerbetin
içerisinde bulunan yabancı maddelerden arıtılmak
üzere yapılan işlemlere şerbet arıtımı denir ve bu
işlemler arıtım tesislerinde gerçekleştirilir.
Şerbet arıtımı ham şerbetin kireç sütü ve
karbondioksit gazıyla bir dizi işleme tabi
tutulmasıyla gerçekleştirilir. Daha sona süzülerek %
12 – 15 şeker içeren sulu şerbet elde edilir.
Şerbetin arıtımıyla şerbetin kristalizasyonunu
engelleyen maddeler şerbetten uzaklaştırılmış olur.
Şerbet, arıtımının tamamlanması için iki defa daha
karbonhidrat lamaya tabi tutulur.
6- Şerbetin Koyulaştırılması :
Arıtılan şerbetin içerisinde fazla miktarda su
bulunmaktadır. Bu suyun (Buharlaşma istasyonunda)
bir kısmı kaynatılarak uçurulur ve içerisinde
yaklaşık % 60 şeker bulunan ve içerisinde daha çok
kuru madde içeren koyu bir şerbet elde edilir. Daha
sonra bu şurup son defa filitrasyon işleminden
geçirilerek pişirim istasyonuna sevk edilir.
7- Rafine Süzme ve Eritme :
Pişirimden önce koyu şerbet şeker ihtiva eden diğer
ara ürünlerle karıştırılarak belli şeker içeriğinde
standart bir şurup haline getirilir. İçerisinde
kristal halinde şeker ve şeker dışı maddeler bulunan
bu şurup kristal vakum kazanlarında pişirilir ve
kristal haldeki bu ürüne de ( Lapa ) denir.
8- Lapanın Santrifüjlenmesi ve Şekerin
Ambalajlanması :
Bol kristalli bu lapa, santrifüjlerde işlenerek
kristalleşmiş şeker şurubundan ayrılır.
Santrifüjler, dikey eksen etrafında dönen delikli
silindirik tamburlardan oluşmaktadır. Hafif
rutubetli olan bu şeker, kurutuculara alınarak
burada buharla ısıtılmış sıcak havayla ısıtılarak
kurutulur ve kuru kristal elde edilir. Kurutula bu
şeker eleklerden geçirilerek temizlenir. Temizlenmiş
ve kurutulmuş bu şekerin bir kısmı küp şeker
ünitesine gönderilerek döner kalıplı tamburlarda
sıkıştırılmak suretiyle küp şeker elde edilir ve
ambalajlanır. Diğer kısmı ise 50 Kg’lık torbalara
doldurularak piyasaya verilmek üzere ambara teslim
edilir.
9- Melas ve Melaslı Kuru Küspe Üretimi :
Santrifüjde ayrılan ve pişirimin son kademe ürünü
olan koyu kahverenginde, akıcı, pekmez kıvamındaki
tatlı maddeye ise (Melas) denir. İçeriğinde şeker ve
azot, protein, vitamin vb. organik maddelerce zengin
Melas hayvan beslenmesinde kullanılan değerli bir
sanayi hammaddesidir. Şeker fabrikalarının iki
önemli yan ürünü olan Melas ve Küspe, belirli
oranlarda karıştırılarak yine değerli bir hayvan
yemi olan (Melaslı Kuru Küspe) elde edilir.
Ülkemizde halen 8 Şeker Fabrikasında küspe kurutma
tesisi mevcuttur.
|